Büyük kentlerde kilitli kapılar ardında korkuyla yaşayan bir insan sürüsü haline geldiniz…

Yükselen dağların ve harika rüzgarların yerini yükselen binalarınız ve korku dolu bilinciniz aldı.

Nasıl düşüneceğinizi, neye inanacağınızı, nasıl davranacağınızı ve neye benzeyeceğinizi belirleyen bir toplum yarattınız.

Savaştan ve savaş söylentilerinden korkuyorsunuz.

Hastalıklardan korkuyorsunuz.

Kabullenilmemekten korkuyorsunuz.

Sevgi açlığı çektiğiniz halde, başka bir insanın gözlerinin içine bakmaya korkuyorsunuz.

Başınıza gelen her iyi şeyi sorguluyor ve aynı şeyin bir daha olup olmayacağı konusunda kuşkuya düşüyorsunuz.

Piyasada başarı, ün ve para için sürünüp yaltaklanıyorsunuz ve hepsini bir parça mutluluk için yapıyorsunuz…

Düşüncenizle kendinizi umutsuzluğa düşürdünüz.

Düşüncenizle kendinizi değersizliğe düşürdünüz.

Düşüncenizle kendinizi başarısızlığa düşürdünüz.

Düşüncenizle kendinizi hastalığa düşürdünüz.
Düşüncenizle kendinizi ölüme sürüklediniz…
Tüm bunları siz yarattınız…

Ve yaşamanıza izin vermemiş olan sizin kendi inançsızlığınızdır…
(Ramtha)